adjective

exotic

egzotik, yabancı

She loves exotic fruits from Asia.

Asya'dan gelen egzotik meyveleri seviyor.

The dancer wore an exotic costume.

Dansçı egzotik bir kostüm giyiyordu.

((sıfat)) + ((isim)) bir ismin alışılmadık veya yabancı olduğunu belirtir She has an exotic pet snake.

Eş anlamlılar: foreign, unusual, strange; Zıt anlamlılar: native, domestic, familiar

Yunanca 'dış' anlamına gelen 'exō'dan türeyen 'exōtikos' (yabancı) kelimesinden gelmektedir. 'exo-' öneki 'dış' anlamına gelir.

'Exit' (çıkış) kelimesini düşünün. Egzotik, uzak bir yere gitmek için bir çıkış kullanırsınız. Normal dünyanızın dışından bir şeydir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.