adjective

expected

beklenen, umulan, tahmin edilen

The expected arrival time is 10 a.m.

Beklenen varış saati sabah 10.

This was the expected result.

Bu beklenen bir sonuçtu.

As expected, the film was a great success.

Beklendiği gibi, film büyük bir başarıydı.

((bir şey)) bekleniyor (bir şeyin) olacağı düşünülüyor The expected arrival time is 10 a.m.

beklendiği gibi tahmin edildiği şekilde As expected, the film was a great success.

Eş anlamlılar: anticipated, predicted, likely. Zıt anlamlılar: unexpected, surprising.

Latince 'expectare'den gelen 'to expect' fiilinin geçmiş zaman ortacı, sıfat olarak kullanılır.

Bu, 'expect' fiilinin sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Bir şeyi beklerseniz (expect), o beklenen (expected) bir olay olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.