adjective

extra

fazladan, ekstra, ilave

Do you have any extra paper?

Fazladan kağıdınız var mı?

You have to pay extra for that.

Bunun için fazladan ödemeniz gerekiyor.

She always works extra hard.

O her zaman ekstra sıkı çalışır.

((extra)) ((isim)) fazladan (isim) Fazladan bir sandalyeye ihtiyacımız var.

((fiil)) ((extra)) fazladan (fiil) yapmak Fazladan ödemeniz gerekiyor.

((extra)) ((sıfat/zarf)) ekstra (sıfat/zarf) Oda ekstra büyüktü.

Eş anlamlılar: additional, supplementary, spare; Zıt anlamlılar: necessary, essential

Latince 'dışında' veya 'ötesinde' anlamına gelen 'extra' kelimesinden gelir.

Normal miktarın 'dışında' olan bir şeyi, yani fazladan olanı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.