adjective

extreme

aşırı, son derece, uç, şiddetli

He lives in extreme poverty.

Aşırı yoksulluk içinde yaşıyor.

They took extreme measures to solve the problem.

Sorunu çözmek için aşırı önlemler aldılar.

extreme ((isim)) aşırı yoksulluk Aşırı yoksulluk içinde yaşıyor.

Eş anlamlılar: severe, intense, radical; Zıt anlamlılar: moderate, mild

Latince 'exterus' (dış) kelimesinin üstünlük derecesi olan 'extremus' (en dıştaki) kelimesinden gelir.

Bir şeyin 'aşırı' ucunda veya sonunda olduğunuzu düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.