adjective

faced

-e bakan, ile karşı karşıya

The building is south-faced.

Bina güneye bakıyor.

She was faced with a difficult decision.

Zor bir kararla karşı karşıyaydı.

((adjective)) ((noun)) -e bakan The building is south-faced.

be faced with ((sth.)) ile karşı karşıya olmak She was faced with a difficult decision.

Eş Anlamlılar: bakan, karşı karşıya; Zıt Anlamlılar: arkası dönük

'face' (yüz) isminden gelen 'to face' (yüzleşmek) fiilinin geçmiş zaman ortacı. Yüzünü bir şeye dönmüş olma durumunu tanımlar.

Bir sorunla 'faced with' (yüzleşmek) zorunda olduğunuzu hayal edin, yani yüzünüzü ona dönüp onunla ilgilenmeniz gerekir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.