noun

faculty

fakülte, öğretim üyeleri, yetenek, meleke

She is a member of the arts faculty.

Sanat fakültesinin bir üyesidir.

He has a great faculty for learning languages.

Dil öğrenme konusunda büyük bir yeteneği var.

She retained her mental faculties until her death.

Ölümüne kadar zihinsel melekelerini korudu.

((bir şeyin)) fakültesi ((bir şeyin)) fakültesi She is a member of the arts faculty.

((bir şeye)) yetenek ((bir şeye)) yetenek He has a great faculty for learning languages.

Eş anlamlılar: (öğretim üyeleri) department, staff; (yetenek) capacity, talent, skill

Latince 'yapabilme, güç' anlamına gelen 'facultas'tan, o da 'kolay' anlamına gelen 'facilis'ten, o da 'yapmak, etmek' anlamına gelen 'facere'den gelir.

Bir üniversite 'fakültesi' (faculty), öğretme 'yeteneğine' (faculty) sahip bir gruptur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.