verb

fade

solmak, zayıflamak, yavaş yavaş yok olmak, geçip gitmek

The bright colours of the curtain started to fade.

Perdenin parlak renkleri solmaya başladı.

His memory of the event began to fade.

Olaya dair hafızası zayıflamaya başladı.

The music faded out at the end of the film.

Filmin sonunda müzik yavaş yavaş kesildi.

((özne)) solmak, zayıflamak Perdenin parlak renkleri solmaya başladı.

((away/out)) yavaş yavaş yok olmak Filmin sonunda müzik yavaş yavaş kesildi.

Eş anlamlılar: diminish, wane, pale; Zıt anlamlılar: brighten, intensify

Eski Fransızca'da 'zayıflamak' anlamına gelen 'fader' kelimesinden gelir.

Güneşte bırakılmış bir fotoğrafın renklerinin yavaş yavaş 'solduğunu' (fade) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.