noun

favouritism

kayırmacılık, iltimas, taraf tutma

The manager was accused of favouritism.

Müdür adam kayırmakla suçlandı.

There were complaints of favouritism in the team selection.

Takım seçiminde kayırmacılık yapıldığına dair şikayetler vardı.

((kayırmacılık)) belirli kişilere avantaj sağlama şeklindeki adil olmayan uygulama Müdür adam kayırmakla suçlandı.

Synonyms: partiality, bias, nepotism; Antonyms: impartiality, fairness

'favourite' (favori) + '-ism' (bir uygulama veya sistem) kelimelerinden gelir. Favorilerinize daha iyi davranma uygulamasıdır.

Bir öğretmenin sadece 'favori' (favourite) öğrencilerine 'iyilik' (favours) yaptığını hayal edin. Bu 'kayırmacılıktır' (favouritism). 'ou' ile yazılan İngiliz imlasına dikkat edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.