adjective

favoured

kayırılmış, tercih edilen, ayrıcalıklı

He is the favoured candidate for the job.

İş için favori aday o.

She was the favoured child in the family.

Ailede kayırılan çocuk oydu.

the ((favoured)) ((noun)) tercih edilen (isim) He is the favoured candidate.

((favoured)) ((by sb.)) (biri) tarafından tercih edilen This method is favoured by many teachers.

Eş anlamlılar: preferred, chosen, advantaged; Zıt anlamlılar: disfavoured, neglected

'to favour' fiilinin geçmiş zaman ortacı. Birinin veya bir şeyin iltimas *gördüğü* anlamına gelir.

'Favourite' (favori) kelimesini düşünün. 'Favoured' bir kişi, birinin favorisidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.