noun

fawn

karaca yavrusu, sarımsı kahverengi, yalakalık yapmak

We saw a fawn in the forest.

Ormanda bir karaca yavrusu gördük.

She wore a fawn-coloured coat.

Sarımsı kahverengi bir palto giyiyordu.

He fawned over the director to get the job.

İşi kapmak için yöneticiye yalakalık yaptı.

bir karaca yavrusu genç bir geyik Ormanda bir karaca yavrusu gördük.

sarımsı kahverengi açık kahverengi renkte Sarımsı kahverengi bir el çantası var.

((birine)) yalakalık yapmak bir şey elde etmek için birini aşırı şekilde övmek Personel, zengin yeni misafirlere yalakalık yaptı.

İsim: geyik yavrusu, buzağı; Sıfat: bej, ten rengi; Fiil: yaltaklanmak, pohpohlamak

Eski Fransızca 'faon' kelimesinden, o da 'yavru' anlamına gelen Latince 'fetus'tan gelir.

Açık kahverengi (fawn) tüylü bir geyik yavrusu (a fawn) hayal edin. 'To fawn' (yalakalık yapmak) fiili, ilgi görmeye çalışan bir köpek yavrusu gibidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.