noun

feat

başarı, kahramanlık, marifet

Climbing Mount Everest is a remarkable feat.

Everest Dağı'na tırmanmak dikkate değer bir başarıdır.

It was a feat of engineering to build the bridge.

Köprüyü inşa etmek bir mühendislik harikasıydı.

((bir şey)) başarısı ((bir şey)) başarısı It was a feat of great skill.

küçümsenecek bir başarı değil küçümsenecek bir başarı değil Getting the job was no mean feat.

Eş anlamlılar: achievement, accomplishment, exploit

Eski Fransızca 'fait' (yapılmış bir şey), Latince 'factum' (bir eylem, gerçek) kelimesinden gelir.

'Feet' (ayaklar) ile aynı şekilde telaffuz edilir. Ayaklarınızla uzun bir mesafe yürüme gibi büyük bir başarıyı (feat) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.