adjective

feeble

zayıf, güçsüz, cılız

He gave a feeble excuse for being late.

Geç kaldığı için zayıf bir bahane sundu.

She is still feeble after her illness.

Hastalığından sonra hâlâ güçsüz.

The light from the candle was feeble.

Mumdan gelen ışık cılızdı.

zayıf bir ((isim)) a feeble ((noun)) Tepeye tırmanmak için zayıf bir girişimde bulundu.

Eş anlamlılar: weak, frail, delicate; Zıt anlamlılar: strong, robust, powerful

Eski Fransızca 'feble' (zayıf) kelimesinden, Latince 'flebilis' (ağlanacak, gözü yaşlı) kelimesinden, o da 'flere' (ağlamak) fiilinden gelmektedir.

O kadar zayıf birini hayal edin ki zar zor 'I feel bad' (kendimi kötü hissediyorum) diyebiliyor. 'Feeble' kulağa biraz 'feel bad' gibi geliyor.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.