noun

feeder

yemlik, besleyici, yan hat

We hung a bird feeder in the garden.

Bahçeye bir kuş yemliği astık.

This fish is a bottom feeder.

Bu balık bir dip yemcisidir.

The bus service acts as a feeder to the main station.

Otobüs servisi ana istasyona bir besleyici hat görevi görüyor.

((a/the)) feeder ((for sth.)) (bir şey için) yemlik We have a feeder for the birds.

Synonyms: dispenser, trough, supplier

'feed' (beslemek) fiiline, bir eylemi yapan kişi veya aleti belirten '-er' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur.

Bir 'feeder', kuş yemliği gibi başka bir şeyi 'besleyen' (feeds) bir şeydir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.