verb

fill

doldurmak, tamamlamak, işgal etmek

Please fill the glass with water.

Lütfen bardağı suyla doldurun.

You need to fill in this form.

Bu formu doldurmanız gerekiyor.

We need to fill the vacant position.

Boş pozisyonu doldurmamız gerekiyor.

The dentist will fill my tooth.

Diş hekimi dişimi dolduracak.

((bir şey)) ((ile bir şey)) (bir şeyi) (bir şeyle) doldurmak Lütfen bardağı suyla doldurun.

((bir şey)) bir belgeyi tamamlamak Bu formu doldurmanız gerekiyor.

((bir şey)) bir role birini atamak Boş pozisyonu doldurmamız gerekiyor.

Eş anlamlılar: paketlemek, doldurmak, yüklemek; Zıt anlamlılar: boşaltmak, akıtmak

Eski İngilizce'deki 'fyllan' kelimesinden gelir ve 'full' (dolu) ile ilişkilidir.

Bir şeyi 'doldurduğunuzda' (fill), onu 'dolu' (full) hale getirirsiniz. Bu iki kelime birbiriyle yakından ilişkilidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.