verb

find

bulmak, keşfetmek, düşünmek

I can't find my keys.

Anahtarlarımı bulamıyorum.

They found a solution to the problem.

Soruna bir çözüm buldular.

I find this book very interesting.

Bu kitabı çok ilginç buluyorum.

He found that the task was difficult.

Görevin zor olduğunu fark etti.

((sth.)) arayarak (bir şeyi) keşfetmek. I can't find my keys.

((sth.)) ((adjective)) (bir şey) hakkında belirli bir görüşe sahip olmak. I find this book very interesting.

((that ...)) deneyimle ... olduğunu keşfetmek. He found that the task was difficult.

Eş anlamlılar: locate, discover, unearth; Zıt anlamlılar: lose, misplace

Eski İngilizce 'findan' kelimesinden, Proto-Germanik bir kökten gelmektedir.

Saklambaç oynarken 'Seni buldum!' diye bağırdığınızı hayal edin. Hem bir şeyi fiziksel olarak bulmak hem de bir fikre sahip olmak için kullanılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.