adjective

fine

iyi, güzel, açık (hava), para cezası

'How are you?' 'I'm fine, thanks.'

"Nasılsın?" "İyiyim, teşekkürler."

The weather is fine today.

Bugün hava güzel.

This is a fine piece of china.

Bu, kaliteli bir porselen parçası.

He had to pay a fine for parking.

Park ettiği için para cezası ödemek zorunda kaldı.

fine olmak iyi olmak 'Nasılsın?' 'İyiyim, teşekkürler.'

((sth.)) için para cezası bir şey için ceza Park ettiği için para cezası ödemek zorunda kaldı.

Eş anlamlılar (sıfat): iyi, mükemmel, güneşli; Eş anlamlılar (isim): ceza, ücret. Zıt anlamlılar (sıfat): kötü, kaba.

Latince 'son, zirve' anlamına gelen 'finis' kelimesinden gelir. Bir şeyin kalitenin 'son noktası' veya 'zirvesi' olduğu fikrinden türemiştir.

Farklı anlamlarını hatırlayın: 'fine' hissetmek (iyi), 'fine' bir şarap (kaliteli) ve park 'fine'ı (cezası).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.