noun

fish

balık

I saw a big fish in the river.

Nehirde büyük bir balık gördüm.

We had fish and chips for dinner.

Akşam yemeğinde balık ve patates kızartması yedik.

((bir/biraz)) fish (sayılabilen/sayılamayan isim) balık There are many fish in this lake.

Eş anlamlılar: seafood (deniz ürünü, yiyecek olarak); Zıt anlamlılar: yok

Eski İngilizce'deki 'fisc' kelimesinden gelir, Cermen kökenlidir ve Hollandaca 'vis' ve Almanca 'Fisch' ile ilişkilidir.

Suda yüzen bir balığı, sonra da tabağınızdaki bir balığı hayal edin. Kelime kısa ve basittir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.