noun

fixer

tamirci, sorun çözücü, arabulucu, torbacı

We need a fixer to sort out this mess.

Bu karmaşayı çözmesi için bir sorun çözücüye ihtiyacımız var.

He's a well-known political fixer in the city.

Şehirde tanınmış bir politik arabulucudur.

((bir)) fixer ((için sth.)) (... için) bir sorun çözücü He is a fixer for difficult situations.

Eş anlamlılar: tamirci, sorun çözücü, aracı

'to fix' (tamir etmek, çözmek) fiilinden ve kişi belirten '-er' ekinden gelir.

Mekanik, sosyal veya politik olsun, sorunları 'çözen' (fix) bir kişiyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.