fixture
Çeviri
demirbaş, sabit eşya, maç, müdavim
Örnekler
The bath and toilet are fixtures in the bathroom.
Küvet ve tuvalet banyonun demirbaşlarıdır.
What time is the football fixture on Saturday?
Cumartesi günkü futbol maçı saat kaçta?
He has become a fixture at the local pub.
Yerel pub'ın müdavimi haline geldi.
Dilbilgisi Kalıpları
((bir)) müdavim/demirbaş ((bir yerde)) belirli bir yerde her zaman bulunan bir kişi veya şey She is a fixture in the local community.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
'fix' fiili ve sonuç veya alet belirten '-ture' ekinden gelir. Bir yere 'sabitlenmiş' bir şey.
Hafıza İpuçları
Duvara 'sabitlenmiş' bir şeyi (bir aydınlatma armatürü) veya takvimde 'sabitlenmiş' bir şeyi (bir spor müsabakası) hayal edin.