noun

flashpoint

parlama noktası, patlama noktası

The city became a flashpoint for racial tension.

Şehir, ırksal gerilim için bir patlama noktası haline geldi.

The flashpoint of the liquid is very low.

Sıvının parlama noktası çok düşüktür.

a flashpoint for ((sth.)) ... için bir patlama noktası. The city became a flashpoint for racial tension.

Eş anlamlılar: crisis point, tinderbox, boiling point

'flash' (ani alev/ışık patlaması) ve 'point' (belirli bir yer veya an) kelimelerinin birleşimidir.

Bir şeyin alevler veya çatışma içinde 'parladığı' 'noktayı' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.