flickering
Çeviri
titrek, pır pır eden, yanıp sönen
Örnekler
The flickering candle cast long shadows.
Titreyen mum uzun gölgeler oluşturuyordu.
A flickering hope remained in her heart.
Kalbinde titrek bir umut kalmıştı.
Dilbilgisi Kalıpları
((a flickering + isim)) kararsız bir ışığı veya duyguyu tanımlamak için. The flickering candle cast long shadows.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: titrek, kararsız, parıldayan; Zıt anlamlılar: sabit, sürekli
Etimoloji
Hızlı, hafif hareketi taklit eden, Cermen kökenli 'flicker' fiilinden gelir.
Hafıza İpuçları
Bir alevin hızlıca yanıp söndüğünü, 'titrediğini' hayal edin.