adjective

focused

odaklanmış, konsantre olmuş, yoğunlaşmış

She was very focused on her work.

İşine çok odaklanmıştı.

The company has a focused marketing strategy.

Şirketin odaklanmış bir pazarlama stratejisi var.

((on sth.)) (bir şeye) odaklanmış olmak She was very focused on her work.

Eş anlamlılar: concentrated, determined, single-minded; Zıt anlamlılar: distracted, unfocused

'focus' fiilinin geçmiş zaman ortacı. Latince 'ocak, şömine' anlamına gelen ve daha sonra 'ilgi merkezi' anlamını kazanan 'focus' kelimesinden gelir.

Net bir resim elde etmek için tek bir noktaya odaklanan bir kamera lensi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.