verb

follow

takip etmek, uymak, anlamak, izlemek

Follow me, I know the way.

Beni takip et, yolu biliyorum.

You must follow the rules.

Kurallara uymalısın.

Sorry, I don't follow you.

Üzgünüm, sizi anlamıyorum.

Summer follows spring.

Yaz, ilkbaharı takip eder.

((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) takip etmek Polis arabası hırsızı takip etti.

((sth.)) (bir kurala, talimata vb.) uymak Doktorun tavsiyesine uymalısın.

((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) anlamak Onun argümanını takip edemedim.

Eş anlamlılar: pursue, chase, obey, understand; Zıt anlamlılar: lead, precede

Eski İngilizce'de 'takip etmek, eşlik etmek, peşinden gitmek' anlamına gelen 'folgrian' kelimesinden gelir.

Annelerini takip eden bir sıra ördek hayal edin. Onun peşinden giderler, ona itaat ederler ve sırayla ondan sonra gelirler.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.