adjective

forbidden

yasak, yasaklanmış

It is forbidden to walk on the grass.

Çimlerde yürümek yasaktır.

This is a forbidden area.

Burası yasak bir bölgedir.

((bir şey yapmak)) yasak(tır) It is forbidden to walk on the grass.

yasak bir ((isim)) yasak bir (isim) This is a forbidden area.

Eş anlamlılar: prohibited, banned, outlawed; Zıt anlamlılar: permitted, allowed

'to forbid' fiilinin geçmiş zaman ortacı.

Adem ve Havva hikayesindeki 'yasak elma' (the forbidden fruit) ifadesini hatırlayın; arzu edilen ama izin verilmeyen bir şeyi ifade eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.