verb

foresee

öngörmek, tahmin etmek, kestirmek

No one could foresee the outcome.

Kimse sonucu öngöremezdi.

I foresee problems with this new plan.

Bu yeni planla ilgili sorunlar öngörüyorum.

She foresaw that he would be late.

Onun geç kalacağını öngörmüştü.

((bir şeyi)) öngörmek Bu yeni planla ilgili sorunlar öngörüyorum.

((... olacağını)) öngörmek Onun geç kalacağını öngörmüştü.

Eş anlamlılar: predict, anticipate, forecast

'fore-' (önce) öneki ve 'see' (görmek) kelimesinden. Kelimenin tam anlamıyla 'önceden görmek'.

'fore' kelimesini 'before' (önce) olarak düşünün. Geleceği 'görme' yeteneği olarak hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.