noun

foresight

öngörü, basiret

She had the foresight to buy the shares.

Hisseleri alma öngörüsüne sahipti.

It was a great piece of commercial foresight.

Bu harika bir ticari öngörü örneğiydi.

the foresight ((to-inf)) (bir şeyi yapma) öngörüsü Hisseleri alma öngörüsüne sahipti.

Eş anlamlılar: prudence, anticipation; Zıt anlamlılar: hindsight

'fore-' (önce) ve 'sight' (görüş) kelimelerinden. Olaylar olmadan önce onları 'görme' yeteneği.

Bu, 'foresee' fiilinin isim halidir. Gelecek için özel bir 'görüşe' sahip olmak gibi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.