adjective

forgotten

unutulmuş

It's a long-forgotten memory.

Bu, çoktan unutulmuş bir anı.

The forgotten keys were on the table.

Unutulan anahtarlar masanın üzerindeydi.

((forgotten)) + isim unutulmuş olan bir ismi tanımlar The forgotten letter was found in a box.

Eş Anlamlılar: hatırlanmayan, gözden kaçan; Zıt Anlamlılar: hatırlanan, değer verilen

'forget' fiilinin geçmiş zaman ortacı. Eski İngilizce 'forgietan' (kavramayı kaybetmek) kelimesinden, 'for-' (uzak, tamamen) + 'gietan' (kavramak).

'for-gotten' olarak düşünün – hafızanızdan 'tamamen' (for) 'gitmiş' (gotten) bir şey.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.