verb

forsake

terk etmek, yüzüstü bırakmak, vazgeçmek

He promised never to forsake her.

Onu asla terk etmeyeceğine söz verdi.

She forsook her career to raise her children.

Çocuklarını büyütmek için kariyerinden vazgeçti.

((birini/bir şeyi)) terk etmek Onu asla terk etmeyeceğine söz verdi.

((bir şey)) ((için bir şeyden)) vazgeçmek Çocukları için kariyerinden vazgeçti.

Eş anlamlılar: abandon, desert, renounce; Zıt anlamlılar: keep, support, cherish

Eski İngilizce'de 'vazgeçmek, reddetmek' anlamına gelen 'forsacan' kelimesinden; 'for-' (tamamen) + 'sacan' (tartışmak).

'For goodness' sake' (Allah aşkına) ifadesiyle bağdaştırın. 'Allah aşkına, beni terk etme!' dediğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.