adjective

fresh

taze, yeni, temiz, arsız

I bought some fresh fruit from the market.

Pazardan taze meyve aldım.

Let's get some fresh air.

Hadi biraz temiz hava alalım.

He has a fresh approach to the problem.

Soruna yeni bir yaklaşımı var.

Don't get fresh with me!

Benimle laubali olma!

fresh + ((isim)) taze I bought some fresh fruit from the market.

((biriyle)) laubali olmak (birine) arsızca davranmak Don't get fresh with me!

Eş anlamlılar: new (yeni), recent (yakın tarihli), clean (temiz); Zıt anlamlılar: stale (bayat), old (eski), rotten (çürük)

Eski İngilizce'de 'tuzlanmamış' anlamına gelen 'fersc' kelimesinden türemiştir ve başlangıçta konserve edilmemiş yiyecekleri ifade ederdi.

'Taze' bir sabah esintisinin hissini hayal ederek 'yeni' ve 'temiz' gibi çeşitli anlamlarıyla bağlantı kurun.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.