noun

fringe

kâkül, saçak, kenar

She has a new fringe.

Yeni kâkülü var.

He lives on the fringe of the city.

Şehrin kenar mahallesinde yaşıyor.

The rug has a decorative fringe.

Kilimin dekoratif bir saçağı var.

bir kâkül bir saç modeli Yeni kâkülü var.

((bir şeyin)) kenarında ((bir şeyin)) kenarında Şehrin kenarında yaşıyor.

Synonyms: (hair) kâkül, (edge) kenar, çevre, marj

Eski Fransızca'da 'iplik, kenar' anlamına gelen 'frenge' kelimesinden gelir.

Yüzünüzün 'kenarında' (fringe) olan 'kâkülünüzü' (fringe) hayal edin. Bu, iki ana anlamı birbirine bağlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.