noun

fuel

yakıt, enerji kaynağı, benzin

The car is running out of fuel.

Arabanın yakıtı bitiyor.

His ambition was the fuel for his success.

Hırsı, başarısının yakıtıydı.

((isim)) güç için yakılan madde The car is running out of fuel.

((isim)) ((için)) bir duyguyu veya faaliyeti artıran şey His ambition was the fuel for his success.

Eş anlamlılar: petrol, gaz, enerji kaynağı.

Eski Fransızca 'fouaille' (yakacak odun) kelimesinden, o da Latince 'focus' (ocak) kelimesinden gelir.

Bir arabanın gitmek için 'fuel' (yakıt) ihtiyacı olduğunu ve bunun ona 'feel' (his) verdiğini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.