noun

fulcrum

dayanak noktası, destek noktası, merkez

A lever needs a fulcrum to work.

Bir manivelanın çalışması için bir dayanak noktasına ihtiyacı vardır.

She was the fulcrum of the family.

Ailenin dayanak noktası oydu.

((bir şeyin)) dayanak noktası (bir şeyin) merkez noktası The fulcrum of the lever is here.

dayanak noktası olarak hareket etmek merkezi destek noktası olmak The manager acts as a fulcrum for the team.

Eş anlamlılar: pivot, hinge, cornerstone, linchpin

Latince 'fulcrum' (yatak direği) kelimesinden, o da 'fulcire' (desteklemek) fiilinden gelir.

Bir noktanın ('crum') üzerinde duran *dolu* (full) bir bardağı hayal edin - onu destekleyen dayanak noktası (fulcrum) budur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.