verb

fulfill

yerine getirmek, karşılamak, gerçekleştirmek

You must fulfill your duties.

Görevlerini yerine getirmelisin.

The new job didn't fulfill his expectations.

Yeni iş beklentilerini karşılamadı.

She finally fulfilled her dream of traveling.

Sonunda seyahat etme hayalini gerçekleştirdi.

((bir şeyi)) yerine getirmek, gerçekleştirmek Yazar olma hedefini gerçekleştirdi.

Eş anlamlılar: carry out, achieve, satisfy; Zıt anlamlılar: neglect, fail

Eski İngilizce'de 'doldurmak' anlamına gelen 'fullfyllan' kelimesinden gelir. 'full' (dolu) ve 'fill' (doldurmak) kelimelerinin birleşimidir.

Bu, Amerikan İngilizcesindeki temel yazımdır. İngiliz İngilizcesindeki yazım 'fulfil' şeklindedir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.