noun

fusion

füzyon, birleşme, ergime

The restaurant is known for its fusion cuisine.

Restoran, füzyon mutfağıyla tanınır.

Nuclear fusion could be a clean energy source.

Nükleer füzyon temiz bir enerji kaynağı olabilir.

The fusion of the two companies created a new giant.

İki şirketin birleşmesi yeni bir dev yarattı.

the fusion of ((A)) and ((B)) (A) ve (B)'nin birleşimi The design is a fusion of classic and modern styles.

fusion ((isim)) füzyon (isim) He enjoys listening to jazz fusion music.

Eş anlamlılar: combination, blend, amalgamation, merger; Zıt anlamlılar: separation, division

Latince 'dökmek, eritmek' anlamına gelen 'fundere'den gelen 'fusio'dan. 'fusible' ile aynı kökten.

Metallerin eritilip karıştırılması veya farklı müzik ya da yemek tarzlarının harmanlanması gibi iki şeyin bir araya 'kaynaştığını' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.