noun

fuss

telaş, yaygara, velvele, sızlanma

Don't make such a fuss about it.

Bu konuda bu kadar yaygara yapma.

There was a lot of fuss when he arrived.

O geldiğinde çok telaş vardı.

((bir şey hakkında)) yaygara koparmak bir şey hakkında gereksiz heyecan veya rahatsızlık göstermek Don't make a fuss about the price.

Eş anlamlılar: telaş, yaygara, velvele; Zıt anlamlılar: sakinlik, huzur

Kökeni belirsiz, muhtemelen Danca 'fjas' (saçmalık, maskaralık) ile ilgilidir.

'Fuss' kelimesi, 'pıs pıs' sesini andırıyor. Birinin küçük bir şey için 'pıs pıs' diye sızlanıp telaş yaptığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.