noun

gallery

galeri, sanat galerisi, balkon

We visited the National Gallery in London.

Londra'daki Ulusal Galeri'yi ziyaret ettik.

Our seats were in the gallery of the theatre.

Koltuklarımız tiyatronun galerisindeydi.

He has a gallery of photos on his phone.

Telefonunda bir fotoğraf galerisi var.

((bir sanat)) galerisi sanat eserlerini sergilemek için bir oda veya bina She opened her own art gallery.

((tiyatronun)) galerisi bir tiyatrodaki en yüksek balkon We sat in the upper gallery.

Eş anlamlılar: sergi, müze, teşhir salonu, balkon

Eski Fransızca'da uzun bir revak veya kapalı geçit anlamına gelen 'galerie' kelimesinden gelir.

Sanata bakmak için uzun bir 'galeri'de yürüdüğünüzü düşünün. Kelime aynı zamanda bir tiyatrodaki en yüksek balkon için de kullanılır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.