noun

games

oyunlar, maçlar, spor müsabakaları, hileler

Children love playing games in the park.

Çocuklar parkta oyun oynamayı çok sever.

The Olympic Games are held every four years.

Olimpiyat Oyunları her dört yılda bir düzenlenir.

I'm tired of his silly mind games.

Onun aptalca akıl oyunlarından bıktım.

((oyun oynamak)) oyunlara katılmak Eskiden bütün öğleden sonra oyun oynardık.

((... Oyunları)) belirli bir spor etkinliği İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları'nda yarıştı.

((akıl oyunları)) psikolojik manipülasyon O sadece seninle akıl oyunları oynuyor.

Eş anlamlılar: activities, sports, competitions, pastimes

Eski İngilizce'de 'neşe, eğlence' anlamına gelen 'gamen' kelimesinden gelir.

Tüm farklı oyun türlerini düşünün: kutu oyunları, video oyunları, spor oyunları.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.