verb

give

vermek, sunmak

Can you give me the book?

Bana kitabı verebilir misin?

She gave a speech at the conference.

Konferansta bir konuşma yaptı.

Don't give up!

Pes etme!

((sb.)) ((sth.)) (birine) (bir şey) vermek Can you give me the book?

((sth.)) ((to sb.)) (bir şeyi) (birine) vermek I gave the keys to my neighbour.

give up ((sth.)) (bir şeyi) bırakmak He gave up smoking last year.

Eş anlamlılar: provide, offer, present; Zıt anlamlılar: take, receive

Eski İngilizce'de 'vermek' anlamına gelen 'giefan' kelimesinden gelir.

Bu düzensiz bir fiildir: give, gave, given. Birine bir şey uzattığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.