verb

gleam

parıldamak, ışıldamak

The polished floor gleamed in the sunlight.

Cilalı zemin güneş ışığında parıldıyordu.

There was a gleam of hope in his eyes.

Gözlerinde bir umut ışığı vardı.

((fiil)) parıldamak The polished floor gleamed in the sunlight.

((ile)) (bir şey ile) parıldamak His eyes gleamed with hope.

Eş anlamlılar: shine, sparkle, glitter, glint

Eski İngilizce 'glǣm' (parlak ışık, parıltı) kelimesinden gelir. Almanca 'glimmen' (parlamak) ile ilgilidir.

'Clean' (temiz) bir yüzeyden yansıyan bir 'gleam' (parıltı) düşünün. Sesleri benzerdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.