noun

glimpse

anlık bakış, göz atma, (fiil) gözüne ilişmek

I caught a glimpse of the singer.

Şarkıcıya bir anlık göz attım.

He glimpsed a figure in the distance.

Uzakta bir karaltı gördü.

to catch a glimpse of ((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) bir anlığına görmek We caught a glimpse of the sea.

((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) bir anlığına görmek She glimpsed his face in the crowd.

Eş anlamlılar: (isim) glance, peek; (fiil) spot, catch sight of.

Orta İngilizce'deki 'glimsen' ve Eski İngilizce'deki 'glimian' (parıldamak) ile ilgilidir. Fikir, bir ışık parlaması gibi hızlı bir bakıştır.

'GLIMPSE', bir flaş veya 'GLIMmer' (parıltı) görmek gibi hızlı bir bakıştır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.