adjective

glossy

parlak, cilalı

She has glossy black hair.

Onun parlak siyah saçları var.

The photos were printed on glossy paper.

Fotoğraflar parlak kağıda basıldı.

He reads a glossy magazine about cars.

Arabalar hakkında parlak bir dergi okuyor.

glossy ((isim)) bir ismi parlak olarak tanımlar I bought a glossy photo frame.

Eş anlamlılar: shiny, lustrous, sleek; Zıt anlamlılar: dull, matte

'Gloss' (parlaklık) + '-y' ekinden oluşur. 'Gloss' kelimesi 'parlamak' anlamına gelen bir Cermen kökünden gelir.

Dudakları parlak ve pürüzsüz gösteren 'lip gloss' (dudak parlatıcısı) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.