verb

glow

parlamak, ışıldamak, yanmak

The embers glowed in the dark.

Korlar karanlıkta parlıyordu.

Her face glowed with happiness.

Yüzü mutlulukla parlıyordu.

((subject)) glows (özne) parlar The embers glowed in the dark.

((subject)) glows with (sth.) (özne) (bir şey) ile parlar Her face glowed with happiness.

Eş anlamlılar: shine, gleam, radiate

Eski İngilizce'de 'parlamak, ışıldamak' anlamına gelen 'glōwan' kelimesinden gelir. Almanca 'glühen' ile ilgilidir.

Işığı 'düşük' (low) olan ama yine de görülebilen bir şey düşünün - bir 'g-low'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.