verb

go

gitmek, yola çıkmak, olmak, çalışmak

Let's go to the park.

Hadi parka gidelim.

My watch doesn't go.

Saatim çalışmıyor.

The milk has gone bad.

Süt bozulmuş.

How did the meeting go?

Toplantı nasıl geçti?

((to a place)) bir yere gitmek Let's go to the park.

((+ adjective)) belirli bir duruma gelmek The milk has gone bad.

((well/badly/etc.)) belirli bir şekilde ilerlemek How did the meeting go?

Synonyms: move, travel, proceed; Antonyms: stay, stop, remain

Eski İngilizce'de 'gitmek, yürümek' anlamına gelen 'gān' kelimesinden türemiştir.

Yeşil bir trafik ışığı düşünün. 'GO!' (GİT!) sinyali ilerlemek anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.