noun

grief

keder, büyük üzüntü, yas

She was overcome with grief after his death.

Onun ölümünden sonra kedere boğuldu.

The stages of grief are complex.

Kederin aşamaları karmaşıktır.

((grief)) ((over/for sth./sb.)) (bir şey/biri için) keder She felt deep grief over her friend's death.

Synonyms: keder, üzüntü, ıstırap; Antonyms: neşe, mutluluk

Eski Fransızca'da 'ağır, acı veren' anlamına gelen 'grief' kelimesinden gelir, bu da Latince 'ağır' anlamına gelen 'gravis'ten türemiştir.

Kalbinizin üzerinde ağır bir yük olduğunu düşünün. 'Grief' ve 'gravity' (yerçekimi) aynı Latince kökü 'gravis'i (ağır) paylaşır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.