verb

grip

sıkıca tutmak, kavramak, sarmak (konu)

He gripped the steering wheel tightly.

Direksiyonu sıkıca kavradı.

The story gripped the nation's attention.

Hikaye ulusun dikkatini çekti.

((bir şeyi)) sıkıca tutmak He gripped the steering wheel tightly.

((birinin/bir şeyin)) dikkatini çekmek The story gripped the nation's attention.

Eş anlamlılar: grasp, clutch, hold; Zıt anlamlılar: release, let go

Eski İngilizce'de 'kavramak' anlamına gelen 'grīpan' kelimesinden gelir.

Türkçedeki 'grip' (hastalık) ile karıştırmayın. 'Grip' kelimesini bir şeyi sıkıca kavrayan bir 'kerpeten' (gripper) ile ilişkilendirin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.