adjective

guilty

suçlu

The jury found him guilty of the crime.

Jüri onu suçtan suçlu buldu.

She felt guilty about forgetting his birthday.

Onun doğum gününü unuttuğu için suçluluk duydu.

((of sth.)) (-den) suçlu olmak He was found guilty of the crime.

((about sth.)) (-den dolayı) suçluluk duymak She felt guilty about forgetting his birthday.

Eş anlamlılar: suçlu, sorumlu, kusurlu; Zıt anlamlılar: masum, kusursuz

Eski İngilizce'de 'ceza gerektiren' anlamına gelen 'gyltig' kelimesinden, 'gylt' (suç, günah) kökünden gelir.

'Guilty' kelimesini 'gitti' gibi düşünün. Suçlu olduğu için hapse 'gitti'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.