noun

gun

silah, tabanca, tüfek

The police officer carried a gun.

Polis memuru bir silah taşıyordu.

He used a spray gun to paint the fence.

Çiti boyamak için bir sprey tabancası kullandı.

The starter fired the starting gun.

Hakem başlangıç tabancasını ateşledi.

a gun bir silah The robber had a gun.

a 〈type〉 gun bir (tür) tabanca She used a glue gun to fix it.

firearm, weapon, pistol, rifle

Orta İngilizce'deki 'gonne' kelimesinden gelir, muhtemelen büyük bir topun adı olarak kullanılan İskandinav kadın adı 'Gunnhildr'ın kısaltmasıdır.

Güçlü bir nesne için kısa ve etkili bir kelime. Çıkardığı sese biraz benziyor.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.