verb

harass

taciz etmek, rahatsız etmek

He was accused of harassing a colleague.

Bir meslektaşına tacizde bulunmakla suçlandı.

The army constantly harassed the enemy.

Ordu sürekli düşmanı taciz etti.

((sb.)) (birini) taciz etmek İş arkadaşlarını taciz etmek yasa dışıdır.

Eş anlamlılar: pester (rahatsız etmek), bother (rahatsız etmek), annoy (kızdırmak), torment (işkence etmek); Zıt anlamlılar: assist (yardım etmek), help (yardım etmek), comfort (teselli etmek).

Eski Fransızca 'harer' (köpeği saldırtmak) kelimesinden gelir.

Sürekli 'hırs' yapan birinin sizi rahatsız ettiğini (harass) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.