noun

anecdote

anekdot, fıkra

He told a funny anecdote about his childhood.

Çocukluğuyla ilgili komik bir anekdot anlattı.

The book is full of amusing anecdotes.

Kitap eğlenceli anekdotlarla dolu.

((bir şey/biri hakkında bir anekdot)) gerçek bir olay veya kişi hakkında kısa, eğlenceli bir hikaye. Çocukluğuyla ilgili komik bir anekdot anlattı.

Eş anlamlılar: story, tale, yarn (hikaye, masal)

Yunanca 'anekdota' (yayınlanmamış şeyler) kelimesinden gelir, 'an-' (değil) + 'ekdotos' (yayınlanmış).

Bir konuyu vurgulamak veya eğlendirmek için anlatacağınız kısa, kişisel bir hikaye olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.