adjective

haunted

perili, hayaletli, endişeli

They live in a haunted house.

Perili bir evde yaşıyorlar.

She had a haunted look in her eyes.

Gözlerinde endişeli bir ifade vardı.

perili bir ((isim)) perili bir ((isim)). We visited a haunted castle.

endişeli bir ((bakış/ifade)) endişeli bir ((bakış/ifade)). He had a haunted expression on his face.

Eş anlamlılar: possessed, spooky, ghostly; Zıt anlamlılar: untroubled, serene.

'to haunt' fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.

Bir hayalet bir eve 'musallat olduğu' (haunts) için o ev 'perilidir' (haunted).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.